Sky ve Mizuya, gözleri umut dolu bir şekilde tüm evlerin içinde bulunduğu devasa yuvarlak çitin önünde duruyorlardı. Fides yavaşça kapıyı açıp içeri girdi.
Çocuklar heyecanla gözlerini kocaman açarak içeri baktılar. Fides gülümseyerek,
“Utanmayın, hadi gelin,” dedi.
Bunu duyan ikisi de heyecanla içeri koştu.
İçerideki manzara onları adeta büyülemişti. Büyük iki katlı evlerin etrafındaki dikdörtgen, bakımlı yeşil çimenlere bile şaşkınlıkla bakıyorlardı. Çok uzun süredir görmedikleri bir hayatı yeniden görmüş gibiydiler.
Fides, “Beni takip edin,” diyerek önlerinde yürümeye başladı.
Ayaklarının altındaki kiremit taşlarından yapılmış, yan yana iki arabanın geçebileceği genişlikteki temiz yoldan ilerlediler. Arkalarında bıraktıkları büyük çemberdeki evleri geçip daha içerideki evlere doğru yürüdüler.
Balkonda oturan birkaç kişi onları fark etti. Sky ve Mizuya, uzun zaman sonra bu kadar temiz ve mutlu görünen insanları görünce şaşkınlıkla onlara baktılar.
Balkondaki adam bakışlarını fark edince iki kardeş utandı ve hızlıca kafalarını eğdi.
Fides Sky’ın elinden tuttu ve sağındaki eve doğru çekti. Büyük metalik kapıyı yavaşça açtı. Sonra yana çekilip çocukların girmesi için yer açtı.
“Hadi, girin,” dedi.
Sky önce abisine baktı. Mizuya başıyla onay verince Sky hızla içeri koştu ve etrafına merakla bakmaya başladı.
Fides Mizuya’nın elini tutarak içeri girdi.
“Hadi, siz oturun. Ben de size güzel bir yemek hazırlayayım,” dedi.
İkisi de hızlıca başlarını sallayıp koltuğa oturdular.
Sky etrafı incelerken gülümseyerek,
“Burası çok güzel,” dedi.
Fides hafifçe sırıtıp,
“Burayı ayakta tutmak için çok uğraştık… Biliyor musunuz, burada tek yaşayan bendim,” dedi.
Sonra başını arkaya çevirip ekledi:
“Artık benim de arkadaşlarım var.”
Ocağın altını kapattı ve çocuklara bakarak,
“Bu şekilde yemek yiyemezsiniz,” dedi.
Bir süre sonra haftalar sonra ilk kez yıkanmış olan Sky ve Mizuya’yı görürüz. Saçları hâlâ ıslaktır. Temiz kıyafetlerle koltukta oturmuş, ayaklarını sallıyorlardır.
Fides gülümseyerek,
“Tertemiz oldunuz,” dedi.
Mizuya’nın yüzü kızardı. Elleri bacaklarının arasındaydı. Başını eğerek,
“Teşekkür ederim,” dedi.
Fides yemek hazırlarken arkasını dönüp seslendi:
“Hadi, sadece oturacak mısınız? Masaya yardım edin.”
İkisi de gülümseyerek ayağa kalktı ve masayı hazırlamaya başladılar.
Masaya üç tabak, çatal, kaşık ve bardak koydular.
Biraz sonra Fides elinde tavayla geldi.
Kuru fasulye ve pilavı tabaklarına koydu.
Üçü birlikte masaya oturup yemeye başladılar.
Uzun zaman sonra ilk defa kahkahalar yükseliyordu.
Yemek bittikten sonra Sky karnını tuttu. İki aydır hiçbir yerde bu kadar çok yemek yememişti.
Mizuya başını eğerek,
“Çok teşekkür ederiz, Fides abla,” dedi.
O sırada Sky’ın gözleri ağırlaşmaya başladı.
Gözleri yavaşça kapandı.
⸻
Sky gözlerini yeniden açtığında iki kişilik bir yatakta, üzeri örtülü bir şekilde yatıyordu.
Bir anda oturur pozisyona geldi.
Etrafına bakındı.
Ayağa kalktı ve odayı inceledi.
Hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı.
Dışarıdan gelen sert rüzgâr camlara vuruyordu.
Aniden gök gürültüsü patladı.
Sky korkuyla yerinde zıpladı ve ışıkları açtı.
“Abi!” diye bağırdı.
Mizuya’ya seslenerek odaları tek tek dolaşmaya başladı.
Tuvalete baktı.
Yatak odalarına baktı.
Sonra yavaşça alt kata indi.
Alt katta Amerikan mutfak, bir tuvalet ve oturma odası vardı. Başka hiçbir şey yoktu.
Yavaşça dış kapıya doğru ilerledi.
Kapıyı araladığında gökyüzünü deliyormuş gibi yükselen bir ateş gördü.
Alevler göğe doğru uzanıyor, etrafı güneş gibi aydınlatıyordu.
Sky gibi küçük bir kız için bu alev fazlasıyla büyüktü.
Korkuyla bir adım geri çekildi.
Ama evde tek başına kalamayacağını biliyordu.
Gözlerini kapadı.
Sonra hızlıca kapıyı açıp dışarı çıktı.
Sert rüzgârın uğultusunun arasında gülüşmeler duydu.
Gözlerini açtı.
Ateşin olduğu yere doğru yürümeye başladı.
Evlerin arasından ilerleyip ortadaki boşluğa geldiğinde yaklaşık yirmi beş kişinin iki metre çapındaki ateşin etrafında çember kurmuş şekilde oturduğunu gördü.
İnsanlar gülüyor, sohbet ediyordu.
Sky yanlarına yaklaşamadı.
Biraz uzakta durdu.
Ellerini arkasında birleştirip çekingen bir şekilde bekledi.
O sırada pala bıyıkları çenesine kadar uzanan, yaklaşık elli beş yaşlarında sert görünümlü, iri bir adam Sky’ı fark etti.
Adam sakince Fides’e yaklaştı.
“Dediğin kız bu mu?” diye sordu ve başıyla Sky’ı işaret etti.
Sky ne konuştuklarını duymuyordu.
Ama korku ve çekingenlikle bir iki adım geri attı.
Başını öne eğdi.
Fides elindeki içkiyi yanındaki sehpaya bıraktı.
Ayağa kalkarken biraz sendeledi. Hafif sarhoş olduğu belliydi.
Sky’ın yanına geldi.
Eğilip gülümseyerek sordu:
“Tatlım, günaydın. Bize katılmak ister misin?”
Sky başını kaldırdı.
Etrafına bakınarak,
“Abim nerede?” dedi.
“Abin şimdi uyuyor,” dedi Fides.
Sonra Sky’ın kolundan tutup onu ateşin yanına götürdü.
O sırada bir adam hararetle konuşuyordu.
Uzun beyaz saçları vardı. Üzerinde dantelli bir atlet vardı. Köyün delisi olduğu ilk bakışta anlaşılıyordu.
Heyecanla bu küçük mahalleyi nasıl büyük bir topluluğa dönüştüreceklerinden bahsediyordu.
Etrafındaki insanları motive ediyor, onları heyecanlandırıyordu.
Birçok kişi içmişti. Kahkahalar yükseliyordu.
Sky adamın söylediklerinin çoğunu anlamasa da insanların coşkuyla içkilerini kaldırıp bağırdıklarını görünce küçük bir gülümsemeyle onlara baktı.
Sonra abisini merak ederek etrafına bakındı.
Birleştirilmiş sandalyelerin üzerine örtülmüş bir battaniyenin altında uyuyan Mizuya’yı gördü.
Sky küçük adımlarla yanına gitti.
Abisinin soğuktan kızarmış yanağını başparmağıyla okşadı.
Tam o sırada Fides Sky’ı belinden tutup kucağına oturttu.
Derin bir nefes aldı ve yüksek sesle konuştu:
“Eğer burayı büyütmek istiyorsak daha fazla gence ihtiyacımız var.”
Sonra Sky ve Mizuya’dan sonraki en genç çifte baktı.
Sky da Fides’in baktığı yöne döndü.
Yaklaşık yirmi üç yirmi dört yaşlarında bir çift utançla birbirine baktı.
Sky insanların neden gülüşüp garip şeyler söylediklerini anlamıyordu.
Ama uyum sağlamak için o da gülmeye başladı.
Bir süre sonra yetişkin sohbetinden sıkıldı.
Yorgunlukla başını Fides’in göğsüne yasladı.
Fides’i sessizce izledi.
Uzun zamandır hissetmediği bir güven duygusu hissetmiş gibiydi.
Fides’e sıkıca sarıldı.
Fides gülüşürken bir anda dondu.
Sky’a baktı.
Sky’ın gözünden bir damla yaş süzülüyordu.
Gözlerini kapatmış, ona sıkıca sarılmıştı.
Fides Sky’ın iki yandan toplanmış saçlarını okşadı.
Alnından öptü.
Sonra kulağına fısıldadı:
“Bundan sonra burada güvendesin. Sana söz veriyorum.”
Sky uyuyana kadar onu yavaşça pışpışladı.
⸻
Sky aniden bir silah sesiyle uyandı.
Hava hâlâ karanlıktı.
Yanında uyuyan Mizuya’ya sarıldı.
“Abi!” diye seslendi.
Dışarıdan durmadan silah sesleri ve çığlıklar geliyordu.
Mizuya Sky’ı arkasından sarıp kulaklarını kapattı.
İkisi yatağın arkasına çömelip saklandı.
“Hiçbir şey yok… geçecek…” diye fısıldıyordu Mizuya.
Ama silah sesleri durmuyordu.
Bir anda aşağıdan yukarıya doğru hızlı adım sesleri duyuldu.
Kapı aniden açıldı.
Sky ve Mizuya gözlerini sıkıca kapatmış halde çömelmiş bekliyorlardı.
Sonra yavaşça gözlerini açtılar.
Karşılarında nefes nefese kalmış, silahlı bir kadın duruyordu.